Istanbul’u Ozlemek

30.12.2013 | tuse | Bazilari

Bunu Libya’da 2. senemde ağustos ayında yazmış yayınlamamışım. Şimdi İstanbul’da olduğum halde okuyunca özledim yine de İstanbul’u.

Gozlerimi kapatsam. Dunyanin baska hicbir yerine, baska hicbir sehre degil Istanbul’a isinlansam. Bogazin turkuaz kokusunu icime ceksem. Sonra kendimi Beyoglunda bulsam. Hava bulutlu olsa. Haftaici gunduz sakinligi olsa Istiklal Caddesinde. Kendimi tunele dogru biraksam. Nereye kadar gidersem. Gozum kapali, gozum acik, tramvay raylarini takip ederek, ara sokaklara dalarak, kitapcilara girerek, pasajlardan cikarak…

Sonra Taskislada bulsam kendimi. Evimde gibi. Icimi limon sarisi biseyler kaplasa. Ortabahcede ihlamur agaclarinin altinda otursam, tembellik yapsam. Koridorlarda gezsem, Gulsen Abla’ya ugrayip ayakustu sohbet etsem. Bir suru gereksiz kalem silgi alsam. Sirf zevk icin. Mustafa Abi’de cay icsem, tostunu yesem. Tek tek Cati lari gezsem. Terastan Bogazi izlesem.

Sonra Rumelihisari’na isinlansam. Sade Kahve’de denize karsi otursam. Hava serin olsa, masanin altinda mangal yaksalar isinsam. Simit gelse hemen. Cayimi yudumlasam, ruzgari yuzumde hissetsem.

Sonra Ada’ya isinlansam. Bisikletime atlayip en tepeye kadar tirmansam. Sonra yokus asagi biraksam kendimi. Denize kadar oyle insem. Meydan’da oturup dondurma yesem. Bir suru fotograf ceksem.

Aksama dogru azalirsa yagmur, kiz kulesi ve adalar…

Su Istanbul krizi gecse artik…

Yorum Yap


Tamam O Zaman

15.09.2010 | tuse | Bazilari

woman.jpgŞantiyemizdeki güvenlik uygulamalarından biri de iş yerine girip çıkarken kart basmak. Ama kart basmadan kapıdan giremezsiniz diye bir şey yok, sadece saat kaçta girip çıktığımızı kontrol ediyorlar. Kart okuyucu da taa koridorun öbür ucunda, mimari ofise oldukça uzak. Dolayısıyla o tarafa doğru zaten gidiyorsanız, bazen başkasının kartını da basmak durumunda kalabiliyorsunuz. Tabii doğal olarak bu, şirket kurallarına göre yasak.

Dün akşam iş çıkışında ilginç bir hadise yaşadım. Kart basmak üzere okuyucuya giderken, üstüm olan bir bayan yöneticinin kartını da aldım. İki kartı da okuyucuya tutarken Libyali güvenlik görevlisi beni izliyordu.

Daha önce de iki kart birden bastığımı görmüştü. O zaman kendisine bunu ‘müdürümün’ istediğini, yapabileceğim bir şey olmadığını açıklamıştım. Beni ikinci kez aynı şeyi yaparken görünce dayanamayıp çok temiz bir İngilizceyle atıldı:

‘Afedersiniz hanımefendi ama bence müdürünüz kendi kartını kendi basmalı!’
Ben de ‘kendisine ileteceğimi’ söyledim. (I will tell her)
Birden ifadesi yumuşayan güvenlik görevlisi:
‘Aa pardon müdürünüz bayan mıydı? Tamam o zaman önemli değil. İyi akşamlar.’ dedi ve uzaklaştı.

Artık bayanlara çok güvendiğinden mi, saygı duyduğundan mı yoksa bayanları önemsemediğinden mi öyle dedi bilemiyorum. Libya’da bulunmuş olanlar daha doğru tespit yapacaktır, bu arada benim de şaşırmamayı öğrenmem gerek :)

6 Yorum


Tripoli Otelleri

4.07.2010 | tuse | Libya

Tripoli’ye ilk geldiğimizde firmamız bize henüz kalacak yer bulamadığı için geçici olarak otellere yerleştirilmiştik. Eşim ve ben iki otel değiştirdik, bizim kalmadığımız oteller hakkında da, kalan diğer arkadaşlarımız sayesinde bilgi edindik. Dolayısıyla güncel olmasa da bir miktar otel bilgim oldu Tripoli’deki oteller hakkında.

Yorumlardan, Tripoli’ye ilk kez gelenlerin otel arayışı içinde olduğuna dair haberler alıyorum. İnternette Libya hakkındaki bilgiler ne kadar çoğaldıysa da hala yeterince bilgi bulmak çok zor.

Tripoli’ye ilk geldiğimizde Assafi Hotel’de, bir süre sonra da AlTawfik Hotel’de kaldık. İkisi de şehir merkezi olan Yeşil Meydan’a çok yakın ve temiz oteller. İkisini de, özellikle AlTawfik Hotel’i tavsiye edebilirim. Beş yıldızlı otellerden Corinthia, Radisson SAS, Al Waddan ve Rixos Al Nasr her zaman tavisye edebileceğim oteller, ancak bu oteller çoğu insan için -Türkiye’de olduğu gibi- pahalı. Dar Telile Hotel, seyahatte kalınabilecek bir otelden daha çok bir tatil köyü gibi diyebiliriz. Zaten şehre 1.5-2 saat uzaklıkta, Sabratha’da.

Ofisimize her ayın başında dağıtılan, yabancılar için hazırlanmış Tripoli Times adında bir dergi var. Oradan aldığım oteller listesini aşağıda bulabilirsiniz.

Radisson Blu Hotel +218 21 340 78 78
Thobcats Hotel +218 21 334 45 19
Bab Albaher Hotel +218 21 335 06 76
Altawfik Hotel +218 21 333 88 90
Diplomatic Hotel +218 21 444 71 05
Alwahat Hotel +218 21 333 40 69
Zameet Hotel +218 21 334 29 15
Borg Almadina Hotel +218 21 334 50 51
Assafi Hotel +218 21 444 40 11
Severus Hotel +218 53 262 50 86
Libya Alsyahi Hotel +218 21 334 12 84
Yosser Hotel +218 21 444 07 75
Annawras Hotel +218 21 333 24 09
Alkhaleej Hotel +218 21 334 45 90
Sahara Libya Hotel +218 21 334 53 89
Alsaraya Hotel +218 21 334 50 82
Corinthia Hotel 5 Star +218 21 335 19 90
Dar Tellile Hotel +218 23 364 30 07/08/09
Al Weddan Hotel +218 21 333 00 44
Al Rehab Hotel +218 21 444 21 87
Grand Hotel +218 21 444 59 40
Alshajarah Hotel +218 21 333 08 20
Alsafa Tourism Hotel +218 21 333 44 22
Tripli International Hotel +218 21 334 49 21
Four Seasons Hotel +218 21 333 21 51
Al Kendi Tourism Hotel +218 21 444 07 75
Daikna hotel +218 21 444 44 03
Golden Chains Hotel +218 21 725 02 16
Alsahanin Hotel +218 31 262 40 78
Cleopatra Hotel +218 21 444 18 86
Plasma Hotel +218 21 333 11 72
Addahra Palace Hotel +218 21 334 46 93

6 Yorum


Sabratha Konseri

24.05.2010 | tuse | Libya

Hız kesmeyen sosyal ve kültürel faaliyetlerimiz kapsamında, önceki akşam Sabratha Antik tiyatrosunda (bkz. Sabratha) bir Opera izlemeye gittik. Tripoli’deki Fransız Kültür Merkezi tarafından düzenlenen, ofisimizden topluca servisle gidilen etkinlikte Bizet ve Offenbach’ın eserlerini izledik. Hava biraz soğuktu ama konser oldukça keyifliydi. Böyle aktiviteler de oluyor yani Tripoli’de… İlgililere duyurulur :)

invitation sabratha mailing copy.jpg

DSC_0011.JPG DSC_0016.JPG DSC_0024.JPG

DSC_0030.JPG DSC_0032.JPG P1070075.JPG

DSC_0034.JPG DSC_0045.JPG P1070125.JPG

P1070130.JPG P1070092.JPG DSC_0058.JPG

6 Yorum


Kavrama Noktası

6.05.2010 | tuse | Çocukluk

2002 yazında babamın yoğun isteği üzerine ehliyet kursuna yazılıyorum. Her şey çok güzel, kursa gidip geliyorum, üstelik bütün derslere aksatmadan katılıyorum, direksiyon derslerinde gayet güzel araba kullanıyorum.

Ekim 2002, ehliyet sınavından bir gün önce akşam evde otururken babam yanıma geliyor: ‘Hadi kalk çıkalım da son kez çalış. Yarın sınavda yapacaklarını son kez tekrar et.’ Giyinip evimize yakın bir arka yola gidiyoruz. Babam şoför koltuğundan kalkıp yerini bana bırakıyor, bu ana kadar her şey normal. Aslında normal değil, çünkü sonradan öğrendiğime göre ehliyetsiz olduğum için araba kullanmanın cezası -yanımda öğreten biri olsa bile- çok yüksek.

Her neyse ben şoför koltuğuna oturup babamın talimatını bekliyorum. ‘Arabayı çalıştır.’ Bu arada yokuştayız, öğrendiğim her şeyi damlasına kadar uygulayabilmek için. Öğrendiğim gibi yapmaya başlıyorum, kavrama noktası mıdır nedir, debriyajla gaz pedalı arasındaki o ince ayar beni öldürecek. Hafiften hafiften gaza dokunuyorum, debriyajdan ayağımı çekiyorum. Araba duruyor. Birinci, ikinci, üçüncü deneme derken ben bir türlü arabayı yerinden kaldıramıyorum. İyice sinirlerim geriliyor. Ertesi gün sınav var! Babam çok sakin, ‘tamam’ diyor, ‘tekrar dene, acelemiz yok.’ Yine deniyorum, tekrar, tekrar, tekrar…

Ben zaten ağlayacak gibiyken daha da vahim bir şey oluyor. Gece devriye gezen bir polis minibüsünün başından beri bizi izlediğini öğreniyoruz. Yavaş yavaş yanaşıp tam bizim arabanın yanında duruyorlar.

‘İyi akşamlar beyefendi, ehliyet ruhsat lütfen.’ Babam evrakları çıkarıp arabadan iniyor. Polis memuru tekrar soruyor: ‘Tam olarak ne yapıyordunuz?’ Arabanım içinden babamın cevabını duyuyorum: ‘Kızımın yarın ehliyet sınavı var, pratik yapıyorduk’. Polis memuru doğal olarak görevini yapıyor: ‘Size ceza yazmak zorundayım, kızınıza ehliyetsiz araba kullandırdığınız için. Cezası … milyon.’ (Rakamı hatırlamıyorum ama çok fazla) Babam ‘tabi, haklısınız’ diyor.

Bu sırada, zaten araba kullanamadığı için iyice sinirleri gerilmiş olan ben, zırıl zırıl ağlamaya başlıyorum. Ama öyle böyle değil, resmen çocuk gibi bağıra bağıra ağlıyorum :) Arkadan polis memurunun sesini duyuyorum: ‘Kızınız ağlıyor galiba!’ Öyle bir ağlamak ki polis minibüsünün  arka kapısı açılıyor, içindeki diğer polis memurları inip beni teselli etmeye geliyorlar :

Bu kısımları resmen ağır çekim hatırlıyorum zira ağlama krizindeyim :) Hepsi başımda toplanmış beni susturmak için uğraşıyor, bir tanesi nasıl üzülmüş ‘Ağlama lütfen benim de senin yaşında bir kızım var, çok üzülüyorum seni  böyle görünce’ diyor. Babam gelip bana sarılıyor, ‘korktun mu kızım, tamam bir şey yok, ağlama lütfen’ diyor. ‘öhöm ağlama lütfen rezil olduk’ diyemiyor tabi :)

Neyse ben sakinleşiyorum, ceza makbuzu babama veriliyor, ama bu sırada polislerle ahbap olunmuş, bir sorununuz olursa bizi arayın diyorlar, önümüz bayram, bayram tebriği için birbirlerini arayacaklarını söylüyorlar, vedalaşıp ayrılıyoruz. Ben hala hıçıkırıyorum, bir işi beceremedim, üstüne bir de babama ceza yedirdim diye.

Ertesi sabah saat 9 buçukta sınava giriyorum. Aynamı düzeltip emniyet kemerimi bağlıyorum. Sınavın ilk aşaması yokuşta kalkış, bir kerede kalkıyorum, biraz gidip önüme çıkan traktörü (evet traktörü) geçip ileriden U Dönüşü yapıp  sağda sinyal verip duruyorum, sınavı tamamlıyorum. Her şey mükemmel, bir önceki gece hiçbir şey olmamış gibi. Sınav sonuçları açıklanıyor, 100 alıyorum.

1 Yorum